ANA SAYFA

  TARİHÇE

  BÖLÜM-1

  BÖLÜM-2

  ŞEHİTLERİMİZ

  RESİMLER

  EDEBİ ESERLER

  FAYDALI LİNKLER

  BASINDA BİZ

  ORHAN GAZİ KİMDİR

  BİZE ULAŞIN

 

TÜRK BAYRAKLI NİKOMEDİA TÜRK İLİ NİKOMEDİA     

1071 yılında Malazgirt Savaşı ile Anadolu’ya adım atan Türkler Selçuklu adıyla büyük bir devlet kuracaklardı.

Selçuklular’ın Malazgirt Ovası’ndan, Nikomedia’ya gelişleri yalnızca 7 yıl sürecek ve Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1078’de Astakenoz Körfezi  ve Nikomedia’yı selamlayarak, Türk bayrağını tarihte ilk kez Nikomedia Burçları’na dikecekti...

Nikomedia artık bir Türk iliydi ve Selçuklular bu ile Nikumidiya diyeceklerdi.

Böylesi büyük, böylesi ünlü, böylesi şanlı bir kenti Selçuklulara kaptıran Bizanslılar bunu hazmedemeyecek ve düzenlenen 1. Büyük Haçlı seferi’nde Bizans İmparatoru 1.Aleksios Komnenos, 1097 de Nikomedia’yı geri alacaktı.

Nikomedia Burçlarını yalnızca 19 yıl onurlandıran Türk Sancağı, Nikomedia’ya geri dönmek için 242 yıl daha bekleyecekti...

Yıllar su gibi akıp gitmiş ve Orhan Gazi tahta geçtiğinde, çok güvendiği komutanı Akçakoca tarafından Nikomedia dolayları ele geçirildiğinde tarih 1326-27’yi göstermekteydi.

Nikomedia dolayları rahatlıkla ele geçirilmiş, ancak çok kuvvetli ve yüksek duvarlarla korunan ve dev bir kaleden farksız olan Nikomedia’nın elde edilmesi ister istemez ertelenecekti.

Kocaeli Vilayeti’nin adı büyük komutan Akçakoca’dan gelmekte ve Nikomedia dolaylarına, Akçakoca’nın ili anlamına gelen Koca-ili denilmekteydi. Bu sözcük yüzyıllar içinde değişim göstererek Ve Kocaeli olarak noktalanacaktı.

Orhan Gazi, Nikomedia Kalesi’ni bırakıp daha çok Bursa dolaylarının fethiyle ilgilenecektir.

Nikomedia’ya sıranın gelmesi ve Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın bıraktığı bu yüce mirasın geri alınması için tarihin 1335 yılına gelmesi gerekecekti.

Orhan Gazi, 1335 yılında Nikomedia’yı almaya kesin olarak karar vermiş ve 5000 kişilik bir orduyla Nikomedia civarında savaş düzeni almıştır.

Nikomedia’nın tehlikede olduğunu haber alan Bizans İmparatoru, büyük bir silahlı kuvvetle Konstantinopolis’ten( İstanbul) çıkacak ve Flokrini( Tavşancıl ) ile Brunga( Yarımca ) önlerine saf tutacaktır.

Orhan Gazi, savaş kararını Bizans İmparatoruna bırakacak, imparator savaşa yanaşmayacak ve gelip giden birçok elçinin aracılığıyla bir antlaşma imzalanacaktır...

Bu antlaşmaya göre savaşılmayacak fakat Nikomedia’nın Osmanlı'lara bırakılması sekiz yıl sonra gerçekleşecektir.

Ancak Bizanslılar antlaşmanın bazı maddelerine sadık kalmayacaklar ve sekiz yılın geçmesi beklenmeden, Orhan Gazi 1339’da Nikomedia’yı yeniden kuşatacaktır.

Bu kuşatma esnasında Nikomedia’da kale komutanı Kalo Ioannis ve imparatorun kız kardeşi Marika bulunmaktadır.

Kalo Ioannis öldürülecek ve bazı tarihi kayıtlara göre kesik başı bir mızrağın ucuna takılarak, bir kale durumundaki Nikomedia etrafında dolaştırılacaktır.

Bu durum üzerine kız kardeşinin hayatı için endişeye düşen Bizans İmparatoru, kız kardeşinin sağ olarak Konstantinopolis’e ulaşması, birkaç dinsel sembol, birkaç din adamı ve şahsi eşyaları karşılığında Nikomedia’yı Osmanlı' lara teslim etmeye söz verir.

Orhan Gazi bu teklifi kabul eder ve Marika beraberindekilerle gideceği Konstantinopolis’e tekne ile hareket etmeden önce kentin anahtarını teslim eder.

Nikomedia böylece savaşmadan yeniden ele geçirilmiştir ve Türk Sancağı artık ebediyyen Nikomedia’dan inmeyecektir.(1339)

Nikomedia adı, M.Ö. 262’de, kendini kuran Kral Nikomedes’in adına atfen yaşamaya başlamış ve tam 1601 yıl sonra Türk' lerin mutlak hakimiyetiyle tarihe karışmıştır.

Selçuklular Nikomedia sözcüğünü Nikumidiya olarak telaffuz etmişler ve Bizanslılardan alınan tüm kentlerin artık İslamileştiklerini gösteren İS ön ekini aldıkları kentlerin isimlerinin önüne koymuşlardır.

Böylece Nikumidiya, İsnikumidiya olmuştur.

Bu sözcük yıllar içinde halkın söylemiyle kısalmış ve sırasıyla, İsnikomid, İsnikmid, İzmid, ve İzmit olmuştur.

İzmit’in şanlı tarihine ve kahramanlarına selam olsun....

Kaynak: Osmanlı şehirleri, Pars Tuğlacı 1985 İstanbul Meydan Larousse A. O cilltleri.

 Alıntı: Sedat Tuna Yalıncan'ın "KENTİ GÖZLEYEN KULE" isimli İzmit Öyküleri sayfa no:20-21-22)